Gılgamış’tan bu yana perde
arkasına saklamış, kendini her anlatının içine bir şekilde giydirmiş bir mit
var. Tarım Devrimi! Her ne kadar anarşist bir pencereden okuma yaptığı öne
sürülmüş olsa da Scott bu mitik ilüzyonu geri döndürülemez bir biçimde yaralamayı
başarıyor.
İnsanın çok tuhaf bir yanı var. Kendine aktarılanlara karşı bağışıklığı çok düşük. Duyduğumuz herhangi bir şeyi hemen temellük etme eğilimindeyiz. Bu kitap, tarihöncesi yaşamla alakalı sağdan soldan getirdiğimiz, farkında olmadan varsaydığımız önkabulleri ters yüz ediyor.
Tarımdan önce ekip biçmenin var olması, tarımdan önce yerleşik hayatın var olması, alışageldiğimizin aksine bataklıkların önemi gibi...
Çok etkileyici! Okuyalım, okutalım derim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder